ŞEMA TERAPİ

Şema Nedir?

●      Sürekli size soğuk davranan kişilerle mi ilişkiler yaşıyorsunuz? En yakın hissettiğiniz kişilerin bile sizi umursamadığını ya da yeterince anlamadığını mı düşünüyorsunuz?

●      Aslında bir şekilde kusurlu olduğunuzu ve sizi gerçekten tanıyan birinin sizi sevip kabullenmesinin olasılıklı olmadığını mı düşünüyorsunuz?

●      Başkalarının ihtiyaçlarını kendinizinkilerden önde mi tutuyorsunuz?  Böylece ihtiyaçlarınız hiç karşılanmıyor mu -hatta ihtiyaçlarınızın neler olduğunu bile bilmiyor musunuz?

●      Başınıza korkunç bir şey geleceğinden –basit bir boğaz ağrısının bile ciddi bir hastalığın belirtisi olabileceğinden mi korkuyorsunuz?

●      Çevrenizden ne kadar takdir ve onay alırsanız alın, hala bunu aslında haketmediğinizi düşünüyor ve mutsuz mu hissediyorsunuz?

Biz bu kalıplara “şema” diyoruz…

Şema, çocukluktan başlayan ve yaşam boyunca sürekli tekrar eden bir kalıptır. Bize ailemiz ya da diğer çocuklar tarafından yapılan bir şeyle başlamıştır. Terk edilmiş, eleştirilmiş, aşırı korunmuş, istismar edilmiş, yok sayılmış ya da yoksun bırakılmışızdır – bir şekilde zarar görmüşüzdür. Sonunda şema hayatımızın bir parçası olur. Büyüdüğümüz evden ayrıldıktan yıllar sonra bile, bize kötü davranılan, ihmal edildiğimiz, aşağılandığımız ya da kontrol edildiğimiz ve istediğimiz hedeflere bir türlü ulaşamadığımız durumlar yaratmaya devam ederiz.

Şemalar düşünce, duygu, davranış ve ilişki kurma biçimlerimizi etkilerler. Öfke, üzüntü ve kaygı gibi bazı güçlü duyguları tetiklerler. Sosyal statü, ideal bir evlilik, yakınlarımızın takdiri, meslekte başarı dahil her şeye sahipmişiz gibi görünsek de, hayattan tat almayı ve başarılarımıza sevinmeyi beceremeyiz. (Hayatını Yeniden Keşfet)

Çekirdek Duygusal İhtiyaçlar

  1. Başkalarına güvenli bağlanma (Güvenlik, istikrar, bakım ve benimsenme)
  2. Özerklik, yetenek, olumlu kimlik algısı
  3. İhtiyaç ve duyguların ifade özgürlüğü,
  4. Kendiliğindenlik ve rol yapma
  5. Akılcı sınırlar ve özdenetim

Doğduğumuz andan itibaren bu ihtiyaçları gidermek için çabalarız. Psikolojik olarak sağlıklı bireyler bu ihtiyaçlarını giderebilen kişilerdir. Doğuştan gelen mizacımız ve çevresel etmenlerden dolayı bu ihtiyaçlarda engellenmeler olursa olumsuz şemalarımız oluşmaya başlar. Şema terapinin temel amacı bu ihtiyaçları gidermesi için kişiye uyumlu yollar bulması için yardımcı olmaktır.

Bu olumsuz şemaların gelişmesinde dört farklı etmen vardır.

İhtiyaçların engellenişi; çocuk çok az şey deneyimlediğin de meydana gelir. Erken dönem ortamındaki eksiklikler sonucunda duygusal yoksunluk veya terk edilme şemaları oluşabilir. Çocuğun çevresinde istikrar, anlayış ve sevgi gibi bazı önemli şeyler kaybolmaktadır.

Travma yada kurban olma; çocuğun zarar gördüğü ve kurban rolünü üstlendiği durumları anlatır. Güvensizlik/suistimal edilme, kusurluluk/utanç, dayanıksızlık gibi şemaları oluşturur.

İhtiyaçların aşırı giderilmesi; ebeveynler olması gerekenden çok fazla şey sağlarlar. Bu yüzden çocuk bağımlılık/yetersizlik, yada haklılık/büyüklenmecilik şemaları geliştirir. Örneğin nadiren çocuğa kötü davranılır. Aksine çocuk şımartılır ve memnun edilir. Özerklik ve gerçekçi sınırlar için çocuğun duygusal ihtiyaçları karşılanmaz. Bu nedenle aileler çocuğun hayatına aşırı derecede müdahale edebilir. Onu gereğinden fazla koruyabilir. Yada çocuğa herhangi bir sınır koymadan aşırı derecede özerklik ve özgürlük verebilirler.

Bir diğer olumsuz şemaların oluşmasında etkili durum da; seçici içselleştirme yada önem verdiği kişilerle özdeşleşmedir. Çocuk ailesinin düşüncelerini, duygularını, deneyimlerini ve davranışlarını seçici bir biçimde içselleştirir.

Örnek vermek gerekirse;  çocukluk istismarı yaşamış iki farklı kişi, ilki çocuklukta kurban rolünü üstlenmiş, babası ona vurduğunda karşı koymamış, pasif ve itaatkar olmuş. Babasının istismarcı davranışının kurbanı olmuş ama bunu içselleştirmemiş. Bir kurban olma duygusunu deneyimlemiş ama bunu içselleştirmemişti. Diğer kişi babasına karşılık verdi. Babasıyla özdeşleşti. Saldırgan düşünce, duygu ve davranışları içselleştirdi ve sonunda kendiside istismarcı oldu.

Başka bir örnekte de duygusal yoksunluk şeması gösteren iki farklı kişiyi ele alalım. Her ikisi de soğuk ailelere sahiptir. Her ikisi de çocuk olarak yalnız ve sevgisiz bir çocukluk geçirmiştir. Her iki kişide soğukluk görmelerine karşı soğuk kişiler olmayacaktır. Soğuk ebeveynlerini içselleştirmek yerine, ilgi gösterici olarak yada alternatifi hakkı olarak hissedebilir ve talepkar bir yapıya sahip olabilir.

Şema terapi modelinde şema alanları biçiminde adlandırılan 18 şema giderilmemiş duygusal ihtiyaçların beş genel kategorisi içinde toplanmıştır.

Alan 1; Ayrılma ve dışlanma/reddedilme

Bu alandaki şemaya sahip kişiler, başkalarına güvenli, tatmin edici bağlanma oluşturamazlar. İstikrar, güvenlik, bakım sevgi, ait olma ihtiyaçlarının giderilemeyeceğine inanırlar.

Tipik bir şekilde aile kökeni dengesiz (terk edilme/istikrarsızlık),

İstismarcı (Güvensizlik/istismar edilme),

Soğuk (duygusal yoksunluk),

Reddedici (kusurluluk/utanç)

yada dış dünyadan izoledir (sosyal izolasyon/yabancılaşma)

Ayrılma ve reddedilme alanındaki özellikle ilk dört şema genelde çok zarar vericidir.

Terk edilme /istikrarsızlık şeması, önem verdikleri kişilerle bağlantı kurmada istikrarsızlık gösterir. Önem verilen kişilerin, öleceği yada daha iyi birisi için kişiyi bırakacaklarını düşünürler.

Güvensizlik/suistimal edilme şemasına sahip kişiler, mahkûm edilmişlerdir. Fırsat verildiğinde, diğer insanlar kişiyi kendi bencil amaçları doğrultusunda kullanacaklardır. Örneğin; istismar edecekler, zarar verecekler, küçük düşürecekler, ona yalan söyleyecekler, aldatacaklar yâda kişiyi yönlendireceklerdir.

Duygusal yoksunluk şeması; kişinin duygusal bağlantı kurma arzusunu, yeterli derecede tatmin edemeyeceği beklentisidir. Üç farklı biçimde oluşabilir. 1. İlgi yoksunluğu; (şevkat ve önemsenme yoksunluğu) 2. Empati yoksunluğu ( dinlenme ve anlama yoksunluğu) 3. Korunma yoksunluğu (başkalarından gelen güç ve rehberlik yokluğu)

Kusurluluk/utanç şeması; kusurlu, kötü aşağı yada değersiz olma duygusudur ve eğer teşhir edilirse başkaları için sevimsiz olacaktır. Şema genelde kişinin kendinde algıladığı bir eksikliğe ilişkin bir utanç duygusu içerir. Kusurlar, kişisel (bencillik, saldırgan dürtüler, kabul edilemez cinsel tutkular) yâda genel (itici görünüm, sosyal beceriksizlik) olabilir.

Sosyal izolasyon/yabancılaşma şeması; farklı biçimde olma yada aile dışındaki daha geniş bir sosyal çevre içinde uygun olmama duygusudur. Bu şemaya sahipseniz bir grup yada topluluğa ait olduğunuzu hissedemezsiniz.

Alan 2; Zedelenmiş özerklik ve performans

Özerklik, yaşıtı olan insanlar gibi bağımsız hareket edebilme ve ailesinden ayrı kalabilmedir. Bu alandaki şemalara sahipsek, bağımsız hareket edemeyiz. İçimizde bir çatışma vardır bir taraftan ebeveyn figürlerinden kendimizi ayırma yetisiyle çatışan dünya ve kendimizle ilgili beklentilerimiz vardır.  Genelde ebeveynlerimiz bizim için her şeyi yapmıştır. Hatta bizi gereğinden fazla korumuşlardır. Yada tam tersi hiç yoklardır. Her iki aşırılıkta özerklik alanında zedelenmelere yol açar. Çoğu zaman ebeveynler özgüvenlerine zarar vermişlerdir ve bunu koruma amacıyla yapmışlardır. Onlara evin dışında hayatını düzgünce sürdürebilmesi için desteklememiştir. Dolayısıyla bu kişiler kendi kimliklerini oluşturamazlar.  Buda yaşamlarını kurmalarına engel olmaktadır. Erişkin yaşamlarında da çocuk kalırlar.

Bağımlılık/yetersizlik; bu şemaya sahip kişiler, başkalarında yeterli yardım almadan günlük sorumluluklarını idare etmeyi başaramadıklarını hissederler. Örneğin, parayı idare edemediklerini, pratik problemleri çözemediklerini, iyi değerlendiremediklerini, yeni işlere girişemediklerini yada doğru karar veremediklerini düşünürler. Şema genelde yaygın pasiflik ve savunmasızlık olarak görülür.

Hastalıklar ve zarar görme karşısında dayanıksızlık; herhangi bir anda patlayacak ve baş edilemeyecek bir felaketin abartılmış korkusudur. Korkular; 1 tıbbi (kalp krizi, aids v.b.) 2 duygusal (çıldırma, kontrolü kaybetme) ve 3 dışsal (kazalar, suç, doğal afetler)

Yapışıklık/gelişmemiş benlik şemasına sahip kişiler, genelde tüm bireysel ve sosyal gelişimlerinin hasarı uğruna biri yâda önem verdikleri kişiler (genelde aile) ile aşırı derecede ilgilenirler. Bu kişiler genelde başkası olmadan hareket edemeyeceklerine inanırlar. Şema, boğulma veya başkalarıyla birleşme hissi yâda açık bir kimlik duygusu ve yönelim eksikliği içerir.

Başarısızlık şeması, başarı bölgelerinde (okul, iş, spor gibi) kaçınılmaz şekilde başaramayacak olma ve başarı açısından kişinin akranlarına göre temelde yetersiz olduğu inancıdır. Şema genelde akılsız, beceriksiz, yeteneksiz ve başarısız olma inancını içerir. Örneğin; 100 üzerinden değerlendirilen bir sınavdan 90 puan almak başarısızlık şemasına sahip kişiler için üzücü bir durumdur. Kaçan 10 puan için başarısızlık hissederler.

Alan 3; Zedelenmiş sınırlar

Bu alandaki şemalara sahip kişiler, öz disiplin yâda karşılıklılık hakkında yeterli içsel sınırlar geliştirmemişlerdir. Başkalarının haklarına saygı gösterme, işbirliği yapma, sözleri yerine getirme, uzun vadeli hedeflere ulaşmada zorluklar yaşamaktadırlar. Bu kişiler genelde bencillik, şımarıklık, sorumsuzluk ve narsisistlik gösterirler. Çoğunlukla fazla hoşgörülü ve müsamahalı ailelerde büyümüşlerdir. Çocukken bu kişiler başkalarına uygulanan kurallara uymamış uymaları için yönlendirilmemişlerdir.  Erişkinler olarak dürtülerini dizginleme ve gelecek faydalar uğruna memnuniyetlerini erteleme yeteneğinden yoksundurlar.

Hak görme/ büyüklenmecilik; şeması kişinin başkalarına göre üstün olma sanısıdır. Bu yüzden özel hakları ve ayrıcalıkları olduğunu düşünür. Bu şemaya sahip kişiler, normal sosyal etkileşime götüren karşılıklılık kurallarınca sınırlama hissetmezler. Başkalarına verilen zarara bakmadan her istediklerini yapabileceklerini düşünürler. Güç elde etmek için üstünlüğe (daha başarılı, ünlü, zengin olma) aşırı odaklanmışlardır. Empatiden yoksundurlar, baskın ve aşırı talepkar olabilirler.

Yetersiz özdenetim/öz disiplin; kişisel amaçlarına ulaşmak için yeterli öz denetim ve engellenme toleransı uygulamazlar ve uygulayamayacaklardır. Bu kişiler, duygularını ve dürtülerini ifade etmeyi düzenleyemezler. Bu şemaya sahip kişiler sürekli sorumluluktan kaçınırlar. Yada kilo vermek onlar için çok sıkıcı bir iştir.

Alan 4; Başkalarına Yönelimlilik

Bu alandaki kişiler, kendi ihtiyaçlarından çok başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak için çabalarlar. Onaylama, duygusal bağlantıyı sürdürmek için yada tepkiden kaçınmak için bunu yaparlar. Başkalarıyla etkileşim kurduklarında, kendi ihtiyaçlarından çok başka kişilerin tepkilerine aşırı bir şekilde odaklanma eğilimindedirler ve genelde öfke ve tercihlerinde farkındalık yoksunluğu yaşarlar.  Bu kişiler çocukken doğal eğilimlerini izlemede özgür değildirler. Erişkin olarak içsel bir şekilde idare edilmekten çok dışsal bir şekilde yönlendirilir ve başkalarının arzularına uyarlar. Ailenin tipik kökeni, koşullu kabullenmeye dayalıdır. Çocuklar sevgi ve onaylanma elde edebilmek için kendilerinin önemli yönlerini kısıtlarlar. Bunun gibi bir çok ailede ebeveynler çocuklarının özel ihtiyaçları yerine kendi duygusal ihtiyaçları yada sosyal görünümlerine değer verir.

Boyun eğicilik; şeması zorlandığı hissettiği için kişinin kontrolü başkalarına teslim etmesidir. Boyun eğiciliğin işlevi, öfkeden tepki almaktan ya da terk edilmekten kaçınmaktır. Başlıca iki farklı şekildedir.

1. İhtiyaçların boğun eğilmesi; kişinin isteklerini yada tercihlerini bastırması

2. Duyguların boyun eğilmesi; özellikle öfke gibi duygusal tepkileri bastırmadır.

Boyun eğiciliğe sahip kişilerde sıkça gözlenenler kontrolsüz öfke patlamaları, pasif-agresif davranışlar, psikosomatik semptomlar yada geri çekilen sevgi hissi neredeyse her zaman bu birikimler sonucu ortaya çıkacak öfkeye neden olur.

Kendini feda şeması; kişiler isteyerek kendi memnuniyetleri uğruna başkalarının ihtiyaçlarını giderirler. Bunu, muhtaç olarak gördükleri kişilerle duygusal bağlantıyı sürdürmek yada öz saygı kazanmak, suçluluktan kurtulmak, başkalarını acıdan korumak için yaparlar. Şema genelde başkalarının dertlerine hassasiyetten kaynaklanır. Kendi ihtiyaçlarının yeterince giderilmediği duygusunu içerir ve kızgınlık duygusuna yol açar.

Onay arayıcılık/tanınma arayıcılık; bu şemaya sahip kişiler, güvenli gerçek kendilik duygusu geliştirmek yerine başka insanlardan onay almaya veya tanınmaya değer verirler. Öz saygıları, karşısındaki insanın vereceği reaksiyona bağlıdır. Şema genelde onaylanma ve tanınma araçları olarak sosyal statü, görünüm, para yada başarı ile aşırı meşguliyeti içerir. Çoğunlukla gerçekçi ve tatmin edici olmayan büyük hayati kararlara neden olurlar.

Alan 5; Aşırı tetikte olma ve baskılama / Ketleme

Bu alandaki kişiler, spontane duygular ve dürtüleri baskı altına alırlar. Genelde mutluluk, kendini ifade, rahatlama, yakın ilişkiler yâda sağlık uğruna kendi yaşamlarıyla ilgili katı ve içselleştirilmiş kurallara uymaya çalışırlar. Tipik köken sert, baskı altında, kuralcı olan; özdenetim, özverinin kendiliğindenlik ve memnuniyete göre üstün olduğu çocukluk evresidir. Çocukken bu kişiler oyun oynaması ve mutluluğu izlemesi için teşvik edilmez. Dahası olumsuz günlük olaylara aşırı tetikte olmayı, hayata soğuk bakmayı öğrenmektedirler. Bu kişiler sürekli dikkatli ve tetikte olmada başarısız olurlarsa yaşamlarını dağıtabilecek korku, endişe ve karamsarlık duygusu içine girerler.

Olumsuzluk/karamsarlık, bu şemaya sahip kişiler, yaşamın olumlu yönlerini küçük görürken yaygın olarak ve ömür boyu olumsuz yönlere (acı, ölüm, kayıp, hayal kırıklığı, çatışma, ihanet) odaklanırlar. Kişi genelde eninde sonunda geniş çaplı iş, mali ve kişiler arası konularda her şeyin ciddi şekilde bozulacağı beklentisini içerir. Bu kişiler, mali yıkıma, zarara ve küçük düşmeye götürecek yada kötü duruma sokacak ölçüsüz hatalar yapma korkusuna sahiptirler. Çünkü bu kişiler potansiyel olumsuz sonuçları abartırlar. Onlar endişeli, aşırı dikkatli, şikayetçi ve kararsız olmakla nitelendirilirler.

Duygusal baskılama şeması; kendiliğinden oluşan eylemleri, duyguları ve iletişimleri engeller. Bunu genelde dürtülerinin kontrollerini kaybetmekten ve eleştirilmekten sakınmak için yaparlar. Baskılamanın en yaygın alanları;

1. öfke baskılaması,

2. Olumlu dürtüleri baskılama (haz, şevkat, cinsel heyecan, şakacılık)

3. İncinebilirliği zorlukla ifade etme

4. Duygular önemsenmezken akılcılığa vurgu yapma.

Bu kişiler, donuk, sıkılgan, geri çekilen yada soğuk olarak tanınırlar.

Yüksek standartlar/Aşırı eleştiricilik şeması; kınanma ve utançtan kaçınma için benimsenmiş yüksek standartları karşılamayla uğraşmak zorunda kalma duygusudur. Kişi tipik olarak kendisine ve başkalarına karşı sürekli baskı ve eleştiricilik duygusuna sahip olmak zorunluluğu hisseder. Erken dönem yaşantılarında kişinin sağlığı, öz saygısı, ilişkileri, yada memnuniyet deneyimlerinde önemli bir bozulma olması gerekir. Şema, genelde

1. Mükemmeliyetçilik doğru şeyler yapma ihtiyacı, detaylara aşırı dikkat, performans düzeyini küçümseme

2. Akıl dışı ahlaki, kültürel ya da dinsel standartlar içeren hayatın pek çok alanında katı kurallar ve zorunluluklar

3. Zaman ve verimlilik kaygısı olarak görünür.

Cezalandırıcılık şeması, kişilerin hata yaptıkları için sertçe cezalandırılmak zorunda oldukları düşüncesidir. Şema kişinin standartlarını karşılamayan kişilere (KENDİSİ DAHİL) hoş görüsüz ve öfkeli olma eğilimini kapsar. Genelde güçlükle unutulan hatalar görülür çünkü hafifletici unsurları hesaba katma, insani kusurları kabullenmede yada kişinin niyetlerini göz önünde tutmada isteksizdir.

Cenk Kahvecioğlu

Psikoterapist


powered by Can Demirağ